Kısa ama insanın içine yerleşen bir hikaye, bir solukta okudum

Kitabın hissettirdikleri, kelimelerin sadece iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda insanın iç dünyasında bir ışık yakma, sessizlikten nefes alma ve yazarın kendi ifadesi gibi kalple düşünme aracı olduğu

Jo Cotterill'in Limon Kütüphanesi, çocuk edebiyatının ötesine geçen, kalbe huzur ve umut taşıyan bir iyileşme hikâyesi


Doymakbilmez kitabında sonunda yazılan uyarı metinleri ilgimi çektiği için okumak istedim

Bir Çift Yürek bana sadece yeni bir bakış açısı değil, içten bir huzur ve dinginlik getirdi

Nadir kitaplardan

Bu kitabı sevdim mi? Evet. Ama bayıldım mı? Hayır.
Aciman'ın dili zarif, satır araları neredeyse klasik bir müzik eseri gibi çalıyor, melodik, incelikli, duygulu. Ama aynı zamanda uzun uzun dolanan, biraz fazla kendine bakan bir anlatım var. Elio'nun iç sesi, zaman zaman beni içine çekti, zaman zaman da dışarda bıraktı

Sabahın Üçü, zihinsel bir yürüyüş, duygusal bir uyanış ve zamanın içinde sessizce akan bir iç monolog gibi. Gecenin en kırılgan saatinde, insanın en savunmasız haliyle baş başa kaldığı zamanda geçen bu anlatı, sanki uykuyla uyanıklık arasında kurulmuş ince bir köprüden geçiriyor okuyucusunu✨

Anlamadım. Ama etkilendim

“Hayat bazen tam da bir Nisan sabahı gibi yeniden başlar.”

Büyülü Nisan, aslında çok basit bir hikâye anlatıyor; dört kadının hayatını, sıradanlıktan kaçıp güneşli bir İtalya köşesine sığınmalarını... Ama işte tam da bu sıradanlıktan kaçış, bir nevi ruhun yeniden doğuşu

✨Steinbeck, insan ruhunun en sessiz köşelerine yankı düşüren bir yazar...

Fareler ve İnsanlar, yüzeyde basit bir hikaye gibi görünse de altında insan olmanın hâli saklı

“Büyümek, kayıpla tanışmaktır.”

“Her şey çok güzeldi, sonra bir şey oldu.”

Al Midilli, ilk bakışta bir çocuğun at sevgisini anlatıyor gibi görünse de; aslında çocukluktan yetişkinliğe geçişin sancılarını, hayal kırıklıklarını ve yaşamın döngülerini olağanüstü yalın bir dille anlatıyor. Son sayfasını çevirdiğimde, bu küçücük kitabın içimde bıraktığı etki dev gibiydi.
☁️

Martin Eden, bireycilik ile toplum arasındaki gerilimi olağanüstü bir psikolojik derinlikle anlatıyor bizlere...Jack London'ın otobiyografik ögelerle kurduğu bu hikâye, Amerikan rüyasının karanlık yüzüne cesur bir bakış aynı zamanda. Başta hayran olduğumuz bir karakterin, zamanla içinde kaybolduğu yalnızlık ve anlamsızlık duygusu beni oldukça etkiledi. Finali ise edebiyat tarihindeki okuduklarım arasında en sarsıcı sonlardan biri olabilir. Toplumun onayladığı bir benliğe ulaştığında, o benliğin artık onun olmadığını fark etti bu nokta oldukça etkiledi beni. Mutlaka okunmalı

Tek kelimeyle benzersiz, çok etkileyici...

Kendi bodrumunda kalan ve üst katlara çıkan basamakların önünde bekleyen ne çok kalp var...

İşte gerçek niyetler tam da böyle anlarda belli eder kendilerini. Arayışına devam etme dışında başka bir amacının kalmadığı anlarda.

“Bravo!” diye haykırdı gelincik. “Bir kurabiyen daha var mı?” :)

Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir

Banshees of Inisherin filmi canlandı her bir detayda

Julie Otsuka...annelerimizin her günü bir armağan gibi bizlere sunan güzel kalplerine dokunan zarif bir demans tasviri

Dünyadaki yerimizi belirlerken bazı duygusal riskleri alacak cesareti gösteremediğimizde, hayatımız olabileceğinden daha kuru yaşanıyor

DEB ne yapacağını bilmemekle ilgili bir problem değil, bildiğini yapmakla ilgili bir problemdir

Flaubert, Fransız edebiyatının en büyük yazarlarından, kısacık öyküsünde Félicité'nin hayatına şahit oluyoruz. Birçok kişi tarafından başyapıt kabul edilmiş, bir oturuşta okunabilecek uzunlukta olduğundan ve edebiyat dünyasındaki önemi açısından okunmaya değer bir hikaye olduğunu düşünüyorum

Ve, hep kucakla her şeyi, insanları yeryüzünü göğü yıldızları, benim yaptığım gibi, özgürce ve gereğince mesafeyle.

Alobar, Kudra, Pan, Priscilla, Marcel, Dr. Dannyboy, V'lu hepsi birbirinden farklı karakterlerin üzerinden kurgulanan sonsuzluğun ve bilincin arayışında geçen bu harika roman, Descartes ile sahnelenen akılcılık ve doğadan kopuş ile insanın özünden, bilinçten kopuşu yoluyla sembolik olarak Tanrı Pan'i unutması ile başlayan üst benlik devrini muazzam bir bakış açısıyla ele almış